Mantıksal Pozitivizm

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİLİM VE EĞLENCE MERKEZİ Forum Ana Sayfa -> Felsefe
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
filozofnusret
Site Admin
Site Admin


Kayıt: 12 Mar 2008
Mesajlar: 1250

MesajTarih: Prş Nis 17, 2008 12:02 pm    Mesaj konusu: Mantıksal Pozitivizm Alıntıyla Cevap Gönder

Mantıksal pozitivistler ya da Yeni Pozitivistler olarak da adlandırılan Viyana Çevresi’nin başlıca temsilcileri; Moritz Schlick, Rudolf Carnap ve Otto Neurath’tır. Viyana Çevresi’nin en temel öğretisi doğrulamacılıktı: “Herşey doğrulanabilirlik ilkesi denilen ve Schlick tarafından ‘bir önermenin anlamı onun doğrulama yöntemidir.’ diye özlü bir biçimde dile getirilen, ilkeye bağlıydı” (Magee, 1979: 175). Ayer bunun iki anlamı olduğunu söyler: “Birincisi, deney ve gözlemle -duyusal gözlemle- doğrulanamayan her şeyin anlamsız olmasıydı. (…) İkincisi ise, önceleri Schlick’in yorumladığı biçimde, bir önermenin anlamı onu neyin doğrulayacağını söyleyerek betimlenebilir olmasını gerektiriyordu” (Magee, 1979: 176).
Görüldüğü gibi Mantıkçı Pozitivizm’in temel sorunu “anlamsızlık”tır. Onlara göre metafizik olan, gözlemle doğrulanamayan her şey anlamsızdır. Carnap anlamsızlığı iki sınıfa ayırır. Birincisi “sözdizimi (sentaks) bakımından doğru kurulmuş önermelerde anlamsız sözcükler yer alır -bununla şu da öne sürülmüş olur: bu gibi sözcükleri içinde bulunduran tüm tümceler için de doğrulama koşulları verilmemiştir” (Akarasu, 1979: 160). Bu anlamsız sözcüklere örnek olarak, “mutlak”, “koşulsuz olan”, “gerçekten varolan”, “hiçlik”, “evrentemelli” vb. sözcükleri verir. “Anlamsızlığın ikinci sınıfı şurada bulunur: Anlamlı deyimler sözdizimi bakımından bozuk bir biçimde biraraya getirlirler. Bu çeşitten anlamsızlığa örnek ‘Sezar bir sayıdır.’, ‘kırçiçeği bir hayvandır’” (Akarsu, 1979:161).

Metafizik önermeler daha çok Carnap’ın ayırdığı anlamsızlığın birinci sınıfına dahildir. Carnap’a göre metafizik sorunlar görüntü-sorunlardır. Başka bir ifadeyle sorun dahi değillerdir, çünkü bunlar anlamsızdır. Örneğin biri gerçekçi (realist) öteki idealist ya da tekbenci (solipist) iki coğrafyacı olduğunu düşünelim. Her ikisi de Brezilya’nın ortasında belli bir gölün olup olmadığını araştıracaklar. O bölgeye yapılan bilimsel bir gezi ve empirik araştırmalar sonucu gölün mevcut olduğunu ve gölün coğrafi durumunu, derinliği, yüzölçümü vb. ölçümleri alıyorlar. Bu iki araştırmacının bu ölçümlerde bir karşıtlığı bulunmayacaktır. “Ama eğer (…) biri gölün yalnızca var olmakla kalmayıp ayrıca bilinçten bağımsız bir gerçekliği olduğunu öne sürerse, buna karşılık tekbenci de böyle bir gerçeği yadsırsa, her ikisi de artık empirik araştırmacı olarak değil, metafizikçi olarak konuşuyorlar demektir” (Akarsu, 1979:161). Empirik araştırmalar bitmiş olduğundan ve bu görüş ayrılıklarını karara vardıracak hiç bir yol olmadığından, gerçekçi sav da solipist sav da anlamlı olarak kabul edilemez sonucuna varılır.

_________________
TERAZİNİN İKİ TARAFINDADA KİMİN DURDUĞUNUN ÖNEMİ YOK ÖNEMLİ OLAN KEFEYİ TUTAN DEMİR
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİLİM VE EĞLENCE MERKEZİ Forum Ana Sayfa -> Felsefe Tüm zamanlar GMT
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız





Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

 
     

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.041